Doğum Hikayeleri

Fatma ve Erdem’in hikayesi

Muhtemel doğum tarihi 10 Kasım 2007. Doktorumuz her kontrolde tarihi biraz daha öne alıyor. Son karar ekim sonu. 20 Ekim 2007 de doktor kontrolüne gidiyoruz. Nst sonucu aşırı derecede sancı çıkıyor bende. Doktor bile şaşırıyor. “Ben bu sancının yarısıyla normal doğuma alıyorum hastaları” diyor. Sonra kontroller falan derken meğer yalan sancısı denen bir sancı varmış. Yani yalancı bir sancı. Yalnız bende sancıyı bırakın, karın ağrısı bile yok. Yine de doktor şüpheleniyor durumdan. 24 Ekim 2007 ‘ye randevu veriyor tekrar. Ama ben artık ağırlaştım. Tek başıma muayeneye gitmeye korkuyorum. “Bari akşam saatine verin de randevuyu işten çıkınca eşim getirsi” diyorum. Akşam 19:30 a randevu veriyor doktorumuz. O gün sabah annem bana gelmişti tesadüfen. Sabah aramış da şakalaşıyoruz. Annem bacak bacak üstüne attırıyor. Doğum zamanı gelen atamazmış! Ben bir birini, bir diğerini sürekli değiştirerek bacak bacak üstüne atıyorum. Akşamüstü eşimden bir telefon “işim uzadı ben geç kalacağım bugün” diye. “Anne bari sizinle gidelim muayeneye” diyorum. Babam geliyor. Birlikte muayeneye gidiyoruz. Biz giderken birkaç komşu balkonda. Yine dalga geçiyorum kendi kendime. “Şimdi bunlar beni doğuma gidiyorum zannedecekler” diye.

Hastaneye varıyoruz. Mesai çoktan bitmiş. Doktoruma haber verdiriyorum. “Bugün beni muayeneye çağırmıştı” diyorum. “O gelene kadar nst ‘ye alalım” diyorlar. Nst sonucu yine sancı üst seviyede. Doktor geliyor. “Hemen normal doğum için yatış yapıyoruz” diyor. Yatışın ardından özel odada beni yine nst ‘ye bağlıyorlar ve üç saat boyunca sancı üst seviyede devam ediyor. Ama çocuk yerine yerleşmemiş. Bu arada ben bağdaş kurmuş oturuyorum yatakta. Ne yapayım sıkıldım yatarak beklemekten. Eşime telefon açıp durumu haber veriyorum. Hastane için hazırladığım çantaları alıp gelmesini söylüyorum. Yalnız biraz abartıp üç çanta birden hazırlamışım. Eşim alıp geliyor. Bu arada hala sancı üst seviyede. Hadi o neyse de bebeğin kalp atışları da her sancıyla birlikte 80 ‘lere kadar düşüyor. Sonunda doktor yeniden gelip “istersen sabaha kadar bekleyebiliriz ama çocuğu riske atıyoruz.

İlgili Yazı  Işıl ve Selin'in hikayesi

Kalp atışlarının sürekli azalması zarar verebilir. Yok ille de normal doğum demiyorsan hemen sezeryana alalım” diyor. Kabul edip giriyorum ameliyata, bebeği riske atmaktansa. Saat 23:00 ameliyat başlıyor. Saat 23:05 oğlumu çıkarıp babasına veriyorlar bile. 23:30 hafiften kendime gelmeye başlıyorum. Ama yarı uyuyor, yarı uyanık. 2 saat sonunda tamamen kendime geliyorum. Bebeğim yanımda bir beşikte yatıyor. Ufacık. Yumuk yumuk. “Anne emzirttiniz mi” diyorum. “Yok bize öyle birşey söylemediler, kendine gelmeni bekledik” diye cevap veriyor. Hemen oğlumu kucağıma alıyorum. Böyle daha bir güzel tabi. Ertesi gün benden haber bekleyen grup arkadaşlarımı, özellikle defalarca arayıp yanımda olan Nazan, Öznur ve Esin’i arıyorum. Ve öğleden sonra taburcu oluyoruz. 3 çanta eşyayı kullandın mı derseniz “kesinlikle hayır”. 1 çantası bile gerekmedi. İşte bu da benim bizim hikayemiz…

Fatma Büyükperdah Önder (24/10/2007)

Bir önceki yazımız olan Fatoş ve Ata'nın hikayesi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.