Doğum Hikayeleri

Aylin ve Nehir’in hikayesi

“9 ay sürecek yolculuğunun, Canada’ya gelişimin 2. ayında başladığını nereden bilebilirdim ki? Allahım’ın bana dünyalar tatlısı bir kız vereceğini…” Babanla 2005 yılının bahar ayında 8 yıl aradan sonra Türkiye’ye tatile gelmesiyle tanıştık. 22 Haziran 2005 yazında birbirimizi severek evlendik. Dünyada biz birbirimiz için yaratılmıştık. Çok mutluyduk. Evlendikten 2 hafta sonra baban beni anneannenin yanında bırakmak zorunda kalıp 4 Temmuz’da Canada’ya döndü. Çünkü baban 10 seneden beri burada yaşıyordu. İşi, evi, düzenini burada kurmuştu. Beni de hemen yanına aldırıp mutlu bir aile olarak yaşamaya devam edecektik. Baban yalnızlıktan bunalmış hep hayalini kurduğu sıcacık, sevgi dolu yuvasının olmasını istemişti… Biz de evlendiğimiz günden beri hep bebeğimizin hayalini kuruyorduk babanla… İşlemlerimiz tam 1 yıl sürdü. Bu 1 yıl ikimize de 1 asır gibi gelmişti.

Çok özlüyorduk birbirimizi ve hep dua ediyorduk Allah’a bizi biran önce kavuştursun diye… Bu 1 yıl içinde tabi ki baban 15 günlüğüne Türkiye’ye tatile geldi ve 5 ay sonra da benim işlemlerim tamamlandı. Kağıtlarım Ankara’dan geldiğinde ailece o kadar sevindik ki evimizde adeta bayram havası esti. Ama ben hem seviniyordum babana kavuşacağım diye, hem de üzülüyordum annemden, ailemden ayrılacağım için… Baban da burada sevinçten havalara uçtu. 25 Eylül 2006’da Kanada ‘ya geldim. Burası gerçekten cennetten bir köşe, harika bir yerdi. İlk 1 ay baban beni bol bol gezdirdi. Bu arada seni de dört gözle bekliyorduk ama ilk ay gelmedin, ikinci ay gelmek istedin. Reglim 5 gün gecikmişti. O gün baban sabah saat 6’da uyandırdı beni, “hadi kalk aşkım, ben dayanamayacağım testi yap” dedi. Ben hala inanmıyordum, “yok” diyordum. Testi o uyku sersemliğiyle yaptım. Daha wc’den çıkmadan (+) işaretini gördüm. Üstelik o kadar netti ki, o uyku sersemliği gitti, birden gözlerim kocaman açıldı ve bağırarak koştum babanın yanına. “Hamileyim” dedim. O an yaşadığımız mutluluğumuzu ve şaşkınlığımızı hala unutamıyorum… 9 aylık serüvenimiz başlamıştı. Hemen bır kliniğe gidip yeniden test yaptırdık. Ben 6 haftalık hamileydim, inanamıyordum. O kadar mutluyduk ki babanla… 11 haftalık iken ilk defa seni gördük, kalp atışlarını… Küçücüktün… Hamileliğimin ilk aylarında çok yorgundum. Sürekli uykum vardı sanki. 1 kutu uyku hapı içmiş gibi gözlerimi açamıyordum. Mide bulantısı, baş dönmesi had safhadaydı. 4. ayın sonunda yavaş yavaş rahatlamaya başlamıştım. Karnım gitgide büyümeye başlamıştı. Baban her gün “Aşkım bebeğimiz ne zaman tekmelemeye başlayacak” diye sorup duruyordu. Eli hep karnımda bekliyordu. Son günlere yaklaşmıştık ama günler, haftalar geçmek bilmiyordu. Ellerim, ayaklarım şişmiş, bayağı da kilo almıştım. Çok yoruluyordum.

İlgili Yazı  Esin ve Kuzey'in hikayesi

Geceleri de hiç uyuyamıyordum. Sabırsızlıkla seni bekliyorduk. Doğumdan bir önceki kontrolümüzde doktor her şeyin normal olduğunu söyleyerek, gelecek hafta her an doğum olabileceğinin sinyallerini verdi ve bana doğumun başlama detaylarını anlattı. Ben de korku, heyecan, sevinç hepsi bir aradaydı. 16 Temmuz günü sabah 5’te uyandım ve wc’ye koştum. İç çamaşırımda kocaman bir ıslaklık vardı ama pek önemsemedim. Sabah uyandığımda tekrar aynı şey… Baban, “hemen hastaneye gidiyoruz” dedi. Her şeyimiz hazırdı. Aldık çantalarımızı yola koyulduk. Ve artık hastanedeyiz. Nts ‘ye bağlandım, her şey normaldi ama sancı yoktu. Buna rağmen suyumun geldiğini, bu gece her an doğum olabileceğini söylediler. Baban sevinçten havalara uçuyordu. Bende ise hem korku hem sevinç bir aradaydı. Sancımın gelmesi için 1 gün boyunca bol bol hastanede yürümemi söylediler. Ama bir türlü sancım gelmiyordu, gelmeye de niyeti yoktu. 18 Temmuz sabahı saat 9 ‘da doğum odasına indirdiler ve burada suni sancı verileceğini, açılma olana kadar sancı çekeceğimi, ne zaman istersem epidural takılacağını anlattı hemşiremiz. Saat 10 ‘da serum takıldı ve saat 12 ‘de sancılar hafiften gelmeye başladı. Saat 1,2,3 ve ben dayanamıyordum artık sancılara. Epiduralimi istedim, takıldı. O an çok rahatlamıştım ve aksam saat 5’te, 7 santim açılma olduğunu, 3 santim daha açılırsam doğumun başlayacağını söyledi doktor. Ve saat 7’de tam 10 santim açılmıştım. Bu arada epidural takılı ve dozu da arttırıldığı halde benim sancılar dinmek bilmiyordu. Çünkü sen, canım kızım gelmek için çok acele ediyordun. Bana hemen doğumun başladığını, bütün hazırlıkların tamamlandığını söylediler. Ama ben hala inanamıyordum. Bir bebeğimiz olacaktı. Ikınmalar başladı, başladı… O an, işte ağlama sesi ve sen doğdun Nehir’im. Kucağımdasın… O kadar tatlıydın ki zeytin gözlüm. Hoş geldin dünyamıza, hoş geldin hayatımıza. Hayatımız seninle daha anlamlı. Ve artık senin için yaşamamız gerektiğini biliyoruz. Canım kızımız, Nehirimiz… İyi ki doğdun, iyi ki varsın… Tüm aile seni çok seviyoruz.

İlgili Yazı  Fatoş ve Ata'nın hikayesi

Annen ve baban (18/07/2007)