Tüp Bebek Tedavisi

Tüp bebek tedavisi hakkında 50 soru cevap

Tüp bebek nedir? Çocuk sahibi olamama çoğu çifttin mücadele ettiği bir problemdir. Bir yıl boyunca korunmaksızın cinsel birliktelikte bulunan çiftlerin çocuk sahibi olama problemleri kısırlık olarak adlandırılır. Bu problem ile doktora başvuran çiftler ilk olarak bazı testlere tabii tutulur ve detaylı inceleme altına alınırlar. Elde edilen sonuçlara göre bazı çiftler direkt tüp bebek tedavisine alınır bazı çiftlere de diğer üreme tedavileri (aşılama) uygun görülür.
Tüp bebek nedir? Tüp bebek tedavisi, genelde tüm dünyada başarı ile gerçekleştirilen ve her geçen gün başarısı kat kat artan bir tedavi metodudur. Tüp bebek tedavisinde, kadın hastadan elde edilen yumurtalar vücut harici laboratuar koşullarında baba adayından alınan spermler ile bir araya getirilerel döllenmesi sağlanır. Döllenme ile elde edilen embriyolar 2 – 5. Gün anne adayının rahmine yerleştirilir. Vücut harici bir ortamda oluşması sağlanan döllenme İn Vitro Fertilizasyon tekniği (kendiliğinden) ile ya da yumurta içine spermin enjekte edilmesi (mikroenjeksiyon) ile gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemlerin her biri tüp bebek tedavisi yöntemidir.


Günümüzde oldukça fazla uygulanmaya başlayan ve iyi sonuçlar veren mikroenjeksiyon, sperm miktarının az olduğu ya da hiç sperm bulunamayan ve testislerden cerrahi işlem ile sperm alınan baba adaylarının tedavisinde kullanılmaktadır. Mikroenjeksiyon ile erkek hastalar hayallerine başarı ile kavuşabilmektedir. Yumurta toplama işlemine başlamadan evvel anne adayına bazı hormon içerikli ilaçlar verilir. Bu ilaçların amacı çok sayıda yumurta elde edebilmek ve bu sayede hamilelik şansını yükseltmektir.
Tüp bebek tedavisi daha önceki yıllarda yalnızca tüpleri hasarlı ya da tıkalı olan kadınlara uygulan bir yöntemdi. Ancak bugün birçok kısırlık nedeni karşısında tüp bebek tedavisi başarıyla uygulanabilmektedir. Ülkemizde tüp bebek tedavilerinde yasalara göre embriyo transfer sayısı sınırlandırılmıştır. Ancak genelde tüp bebek uygulamalarında başarı şansını artırmak amacı ile en fazla 3 embriyo transferi yapılmaktadır.

Tüp bebek tedavisini tamamlamak için hasta birçok aşamadan geçirilir. Bu aşamaları sıralamak gerekir ise;
Birinci aşama:
Tüp bebek tedavisine karar veren çiftler ilk olarak detaylı bir şekilde incelenerek kısırlığa neden olan problem araştırılır.
Çiftlerin yaşam tarzında bazı
değişiklikler yapılması istenir. ( alkol ve sigara kullanılıyorsa bırakmaları
istenir. )
Tüp bebek tedavisine başlamadan önceki dönemde çoğu çift psikolojik olarak olumsuz etkilenebilmektedir. Bu nedenle çiftlere psikolojik destek önerilmektedir.
İkinci aşama:
Tüp bebek tedavisinde ikinci aşama da kadının adetinin başladığı 2. Gün yumurtalıkları ve rahim yapısını incelemek için ultrasonografi ile muayene yapılır.
Anne adayına yumurta sayısını çoğaltan hormon ilaçları verilir. Bu hormon içerikli ilaçlar ile yumurta sayısı oldukça artırılır ve hamilelik şansı daha yüksek olur. Yumurtaların arttırılması için kullanılan ilaçlar yaklaşık olarak 1 hafta 10 gün boyunca kullanılmaktadır.
Yumurtalarda istenilen olgunluğa ulaştıktan sonra çatlatma iğnesi uygulanır. İğneden 36 saat sonra yumurta toplama işlemine başlanır. Yumurta toplama işlemi anestezi vemultrasonografi yardımı ile yapılır. İşlem oldukça kısa zamanda tamamlanır ve son derece ağrısız bir işlemdir.
Üçüncü aşama:
Yumurta toplama işlemi ile aynı gün baba dayından sperm alınır. Elde edilen spermler hijyenik bir kap içerisine konur. Spermler yapı bakımından incelenerek en kaliteli olanları seçilir.
Anne adayından toplanan yumurtalar ve baba adayından elde edilen spermler uygun bir ortamda bir araya getirilerek döllenmenin oluşması sağlanır.
Dördüncü aşama:
Döllenme gerçekleştikten sonra 2. Ya da 5. Gün en sağlıklı gelişen embriyolar seçilerek anne rahmine transfer edilir. Oldukça kolay ve ağrısız bir uygulamadır.
Beşinci aşama:
Embriyo transferinin ardından yaklaşık 10 – 12 gün sonra hamileliği kontrol etmekiçin kanda hamilelik testi (Bhcg) yapılır.


Kadınlardan kaynaklanan kısırlık sebepleri nelerdir? Kadına bağlı kısırlık sebeplerinden en önemlisi kadının yaşıdır. Kadınlarda 35 yaş kuşağından sonra yumurta sayısında ve kalitesinde azalma olması kısırlık sebeplerindendir.
Bunun dışında yumurtalıkların önemi büyüktür. Yumurtalıklarda kaç yumurta var ve var olan yumurtaların kalitesinin değerlendirmesi de bizim için önemlidir.
Yumrtalıklarda buluan kistlerde kısırlık sebepleri arasında yer almaktadır.
Diğer bir önemli bir nokta ise anne rahmidir. Anne rahmi içersinde bulunan miyomlar ve polipler hamile kalmayı olumsuz yönde etkilemektedir.
Anne adayındaki hormonal bozukluklar, kronik böbrek yetmezliği, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklar hamile kalmayı olumsuz yönde etkileyebilir.


Embriyo transferi sonrası nelere dikkat edilmelidir? Embriyo transferi sonrasında anne adayı herhangi bir tedavi görmemiş gibi gündelik yaşaıma ve hayatındaki tüm aktivitelere devam etmektedir. Sürekli yatmanın hamileliğe olumlu bir katkısı yoktur. Stresli ortamlardan uzak durulmalıdır. Burada aile bireyleri anne adayına destek olmalıdır. Günde en az 3 litre sıvı tüketilmeli. Normal beslenme alışkanlığına devam edilirken, içerisinde kimyasal madde olan gıdalardan ve conserve gibi besinlerden uzak durulmalıdır. Bu dönemde anne adayının sürekli yatması önerilmediği gibi erken testte yapılması önerilmemektedir.
Erken yapılan hamilelik testleri de doğru sonuç vermediği için çiftlerde strese sebep olabilir. Bu dönemde hafif kanamalar görülebilir bu konuda endişelenilmemelidir.


Polikistik Over Sendromu kısırlık sebebi midir? Polikistik Over Sendromu toplumumuzda sık karşılaşılan bir problemdir. Yumurtalıklarda çok sayıda kistlerle katakterize edilir. Anne adayında kistlerin yanı sıra kilo artışı, tüylenme, sivilcelenme gibi şikâyetlerde varsa bu durumda hamilelik negatif sonuç verebilir. Vücuttaki (kas gibi) dokularda bilinmeyen bir sebeple insülin direnci ortaya çıkar.İnsülin yükselmeye başladığı zaman karaciğerde cinsel ilişki hormon bağlayıcı globülün sentezi azalır ve yumurtalıklardan androjen(erkeklik hormonu) yükselmeye başlar.Yükselen androjen yağ dokusunda estrona dönüşür ve kanda estrojen düzeyi yükselir. Kanda yüksek estrojen normal adet döngüsünü başlatacak FSH hormonu baskılandığı için büyümeye başlamaz. FSH hormonu düşük kalırken LH hormonu yükselmekte ve buda yumurtalıklarda birçok küçük follikül oluşmasına sebep olmaktadır. Yumurtlama olmadığı için progesteron hormonuda üretilemekte ve adet kanaması olamamaktadır.


Tüp Bebek tedavisinde yumurta nasıl toplanır? Adetin başından itibaren uygulanan ilaç tedavileriyle yumurtalar belli bir büyüklüğe gelir olgunlaşmanın oluşmasının ardından hasta aç karnına hastaneye gelir lokal anestezi ile yada genel anestezi ile ultrason eşliğinde bir iğne vasıtasıyla alttan yapılan ultrason ile yumurtalar toplanır. Toplanan yumurtalar embriyolog tarafından laboratuvar koşullarında sperm hücresiyle birleştirilir. Belli bir olgunluğa gelen embriyolar, bebekler daha sonra yine ultrason eşliğinde anne rahmine yerleştirilir.
Tüpleri kapalı olan kadınlar hamile kalabilir mi?
Normal yollardan hamilelik oluşması için tüplerin açık olması önemli bir husustur. Tüplerin açık olduğunu anlamanın tek yolu HSG dediğimiz rahim filmidir. Rahim filimi anestezi ile veya anestezi olmadan çekilebilir. Eğer kanalların her ikisinde tıkanıklık varsa normal yollardan hamilelik mümkün değildir. Fakat bir tüpü kapalı olan anne adayları normal yollar ile hamile kalabilirler. Kanallarında tıkanıklık olan anne adaylarına laparoskopi yöntemiyle kanalların açılması ameliyatı yapılabileceği gibi direk tüp bebek tedavisi de uygulanabilir.


Tüp Bebek tedavisinde başarı oranı nedir? Çiftlerde ciddi bir sağlık sorunu yoksa tüp bebek tedavisinde başarı oranı günümüz şartlarında %40 ile %50 arasında değişebilmektedir. Ard arda uygulanarak üç tüp bebek tedavisinde başarı oranı %90 lara kadar ulaşabilmektedir. Bu oranlardan anlaışlacağı gibi her on çiftten dokuzu üç tüp bebek tedavisi sonrası hamile kalırken bir tanesi hamilelik şansı yakalayamamaktadır.
Bebek sahibi olamayan çiftlerin tercih ettiği Tüp Bebek tedavisinde başarı oranı, başarı yüzdesi hakkında bilgi verdik.


Tüp bebek tedavisiyle doğan bebeklerde herhangi bir sağlık sorunu görülür mü? Önceki yıllarda 3,4,5 embriyo transferinin gerçekleştirilmesi sonucunda Tüp Bebek tedavisi ile hamile kalan kadınlarda erken doğumlar sonrasında dünyaya gelen bebeklerde görme problemleri, gelişme problemleri sıklıkla karşılaştığımız sorunlar arasında yer almaktaydı. Ancak sağlık bakanlığının yaptığı son değişikliklerden sonra günümüzde en fazla iki adet embriyo transferi gerçekleştirilebilmekte ve gerçekleştirilen bu transferde kaliteli embriyolar seçildiği için günümüzde sağlıklı bebekler dünyaya gelmektedir.
Tüp Bebek tedavisinde başarıyı arttırmak için çiftlere düşen görevler nelerdir?
Tüp bebek tedavi işlemi bir ekip işidir. Burada doktor, hemşire kadar anne, baba adaylarına da düşen görevleri vardır. Mümkünse anne ve baba adayı tedavi konusunda blinçlendirilmeli ve tedaviye hazırlanmalıdır.
Anne adayının kilo problemi varsa tedavi öncesinde diyet ve egzersizlerle verilen kilolar tedaviyi arttıran önemli hususlardan birisidir.
Annede var olan şeker, yüksek tansiyon, tiroid hastalıklarının tüp bebek tedavisi öncesinde kontrol altına alınması başarıyı olumlu olarak etkilemektedir.
Anne adayının sigara ve alkol kullanımı da tedaviyi olumsuz olarak etkilediği için tedavi öncesi bu kötü alışkanlıkların bırakılması diğer önemli husustur.
Son olarak sözünü etmek istediğim nokta strestir. Stres gerçekten tüp bebek tedavisini olumsuz olarak etkileyen önemli bir husustur. Bu yüzden çiftlerin gereksiz stresten uzak kalmaları tedavi için önemli nokta olduğu için gerekirse çiftlerin gerekirse tedavi öncesi hastalar psikolojik danışmanlık alabilirler.


Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri var mıdır? Tüp bebek tedavisinde kullanılan tüm ilaçların diğer ilaçların olduğu kadar yan etkisi vardır. Bu sebeple tüp bebek tedavsine başlamadan önce anne adayının iyi bir şekilde değerlendirilmesi önemlidir.
Bebek sahibi olmayan her çifte tüp bebek tedavisi gerekli midir?
Bebeği olmayan her çifte tüp bebek tedavisi gerekli değildir. Çünkü bir çok çift basit tedavi şekilleri ile anne olma şansına sahiptir. Öncelikle nedeninin saptanması önemlidir. Örneğin bir hormonal bozukluk varsa basit bir ilaç tedavisi ile sorun ortadan kalkabilir. Bunun dışında eğer spermin hareketliliğinde bir sorun varsa spermin harektliliğini arttıran bir tedaviden sonra yapılan aşılama işlemi ile tüp bebeğe gerek kalmadan çiftler anne baba olabilmektedirler. Bu yüzden bebek sahibi olmak isteyen her çifte tüp bebek tedavisi gerekli değildir. Önemli olan sorunun nedeninin ortaya çıkmasıdır. Nedenin saptanmasıyla basit tedavi şekilleriyle de anne baba olmak mümkün olabilmektedir.


Tüp bebek tedavisi ne kadar sıklıkla tekrarlanabilir? İlk tüp bebek denemesinde başarısızlık olması durumunda tekrar tedaviye başlamak için
acele etmemek gerekir. Çünkü hasta çift belli bir süreçten geçmiştir. Yaşadıkları bir stres vardır
Öncelikle bu stresin ve olumsuz durumun ortadan kalkması önemli bir durumdur.
Diğer yandan ilk denemedeki olumsuz gidişatın nedeni araştırılmalı, bunun saptanmasından
sonra tedaviye başlanılabilir. Aynı zamanda anne rahminin ve anne vücudunun hazırlanması için ortalama 1-2 aylık süre bizim için yeterlidir.


Tüp bebek tedavisi başarısız olduğunda tekrarlanabilir mi? Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen faktörler annenin yaşı, rahim ve yumurtalara ait durumlar, sperm kalitesi ve annede var olan hastalıklara göre değişebilir. Eğer bunlarla bir sorun yoksa tüp bebekte başarı şansı %40, %50’lere kadar çıkabilmektedir. Üç tüp bebek tedavisi sonrasında totalde başarı oranı %90’ lara çıkabilmektedir. Bu sebeple bir defada başarısızlık olması çiftlerde karamsarlığa, depresyona yol açmamalıdır. İlk tüp bebek tedavisinde başarısızlığın sebepleri araştırıldıktan sonra tekrar tüp bebek tedavisi yapılmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen faktörler nelerdir?
üp bebekte başarıyı etkileyen en önemli husus anne adayının yaşıdır. 35 yaş kuşağından sonra yumurta sayısında belirgin miktarda azalma olduğu için başarı şansı olumsuz olarak etkilenmektedir.
Diğer önemli husus rahimde yer alan miyomlar veya poliplerin varlığıdır. Yumurtalıklarda yer alan kistlerde tüp bebekte başarı şansını olumsuz olarak etkilemektedir.
Diğer önemli bir husus spermlerdir. Spermin belli bir sayıda, belli bir harekette ve yapıda olması lazımdır. Yapısal sorunlar, spermdeki hareketlilik problemleri tüp bebek başarı şansını olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Son olarak annede var olan şeker, yüksek tansiyon kilo problemleri de tüp bebek başarı şansını olumsuz olarak etkileyebilir.
Tüp bebek tedavisine başlamadan önce hangi testler yaptırılmalıdır?
Bebek istemi ile başvuran çiftlerde öncelikle anneyi değerlendiriyoruz. Muayene ve ultrason önemli bir aşamadır. Muayene esnasında hamileliğe engel rahim ağzındaki enfeksiyonlar herhangi bir yaranın olup olmadığına bakıyoruz. Daha sonra ultrason ile rahimde hamileliğe engel miyomlar, polipler var mı? Bunlar bizim için önemli noktalar. Diğer bir nokta da yumurtalıklarda kaç yumurta var, hamileliğe engel yumurtalıklarda kistin varlığını araştırıyoruz. Bunun yanında sperm testini çiftlerden muhakkak istiyoruz.
Sperm testinde spermin hareketliliğini,sayısına ve yapısına bakıyoruz. Bundan sonra hamilelikte önemli bir husus olan tüplerin değerlendirilmesi için rahim filmini hastalarımızdan istemekteyiz. Sonraki aşamada kan testleri ile hormon testleri istemekteyiz.
Son olarak kişiye özel testler istemekteyiz. Örneğin tansiyon gibi hastalıkları varsa bu hastalığa yönelik testler istemekteyiz.

İlgili Yazı  Tüp Bebek Merkezi Seçimi

Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer? Tüp Bebek tedavisi kaç gün sürer? Örneğin kısa tedavilerde adetin başından itibaren 10-12 gün kadar sürerken uzun tedavilerde bir önceki adetin 20. gününden itibaren başlayıp 20-25 gün kadar sürebilmektedir. Bu yüzden tüp bebek tedavileri kendi alt grubuna göre 10 gün ile 25 gün arasında değişebilmektedir.


Tüp bebek tedavisi kimlere uygulanır? Tüp bebek tedavisi öncelikle yumurtlama ile ilgili problemleri olan bayanlarda tercih edilmektedir. Özellikle 35 yaş kuşağından sonra yumurta sayısının azalmasıyla birlikte, yumurta kalitesinde de azalmalar meydana gelmektedir. İşte bu nedenle yumurta kalitesinin azaldığı durumlarda, yumurta kalitesinin bozulduğu durumlarda tüp bebek tedavisi tercih edebilmekteyiz.
Diğer bir durum polikistik over sendromu gibi yumurtanın gelişmesinde problem olduğu durumlarda tüp bebek tedavisini tercih edebilmekteyiz.
Diğer bir konu sperm ile ilgili problemlerdir. Bildiğiniz gibi normal hamileliğin oluşması için spermin belirli bir sayıda, belirli bir hareketinde ve yapıda olması gerekmektedir. Spermin yapısında, sayısında ve hareketliliğinde sorun olduğu durumlarda tüp bebek tedavisini tercih edebilmekteyiz.
Kanalların kapalı olduğu durumlarda da normal yollar ile hamilelik olmamaktadır. Bunlara örnek olarak doğuştan veya daha sonra geçirilen enfeksiyonlar nedeniyle kanalların tıkalı olması yada herhangi bir ameliyat sonrasında tüplerin bağlandığı durumlar örnek verilebilir.
Diğer bir husus tekrarlayan hamilelik kayıplarıdır. Örneğin hasta üç defa art arda düşük yapmış ise ve annede saptanan bağışıklık sistemi ile ilgili yada kan pıhtılaşması ile ilgili problemlerin olduğu durumlarda tüp bebek tedavisini tercih edebilmekteyiz.
Son olarak da hastaya hamile kalması için yapılan üç başarısız aşılama sonrasında hala hamilelik elde edilememişse tüp bebek tedavisi yapılması uygun olur.


Tüp bebek tedavisi nasıl yapılır? Aşamaları nelerdir? Tüp bebekte aşamaları; Birinci aşamada öncelikle hastaların değerlendirilmesi yapılır,ikinci aşamada gerekli tetkiklerin incelenmesi,üçüncü aşamada uygun tedavi şeklinin belirlenmesi, dördüncü aşamada yumurta gelişim tedavisinin verilmesi, sonraki aşamada yumurtanın toplanması
bir sonraki aşamada yumurta ile spermin birleştirilmesi daha sonraki aşama embriyo gelişimi için laboratuvar koşullarının temini ve en son aşama olarak oluşan embriyonun yani bebeğin anne rahmine yerleştirilmesi aşamalarından oluşur.
Konuyu daha iyi açıklamak gerekirse öncelikle anne ve baba değerlendirilir. Sorunun nerden kaynaklandığı saptanmaya çalışılır. Tedavinin her aşamasında
çiftlere bilgi verilir. Bundan sonra gerekli olan tetkikler istenir. Tetkiklerin istenmesinin ardından uygulamanın tedavi şekli belirlenir.
Bundan sonraki aşamada tedaviye geçilir. Tedavide yumurtanın gelişimi için ilaçlar verilerek yumurtaların gelişmesi temin edilir. Yumurtalar belli olgunluğa geldikten sonra yumurta ile sperm hücresi mikroskop altında birleştirilir. Oluşan embriyolar yani bebekler belli olgunluğa geldikten sonra ultrason eşliğinde anne rahmine nakledilir.


Tüp bebekte hamilelik testi nasıl yapılır? Hamilelik testlerinin yapılabilmesi için döllenmenin üzerinden belirli bir zaman geçmektedir. Normal yolla hamile kalmış bir kadın tam olarak ne zaman hamile kaldığını kestiremeyebilir ve genellikle adet gecikmesinden sonra hamilelik testine başvurur. Tüp bebek yöntemi ile hamile kalınmış olma ihtimaline karşılık yine kanda beta hcg hormonu aranır. Bu zaman olarak; embriyo kadın transfer edildikten 12–14 gün daha sonradır. Embriyo transfer edildikten sonra heyecanlı bir bekleyiş hâkim olacaktır. Günler geçmek bilmeyecek ve test yaptırabilmek adına çiftler heyecanlanacaklardır. Ancak 12–14 beklendikten sonra kadın kliniğe çağrılacaktır. Aynen normal yoldan hamile kalan kadınlardaki tüm yollar izlenerek kadından kan alınacak ve beta hcg düzeyine bakılacaktır. Bu hormon düzeyindeki yükselme hamilelik olup olmadığına ait bilgi verecek ve kaç günlük olduğuna ait veriler bildirecektir. Kanda 0–5 çıkacak bu hormonun varlığı menfi kabul edilip hamileliğin olmadığını gösterecektir. Ancak hamilelik meydana gelmiş ise 12 gün sonunda bu hormon seviyesi ortalama olarak; 17–48 arasında bir değerde olacaktır. İki gün sonra yine ölçüm yapılması halinde normal şartlar altında hamilelikle ilgili bir sıkıntı yok ise bu değerler iki katına çıkmış olacaktır. Burada üzerinde durulacak olan konu tüm hamilelikler için; beta hcg hormon seviyesinin belirli orantıda yükseliyor olmasıdır. Bu hormon seviyeleri doktora; yolunda giden hamilelik, düşük durumları ve dış gebelik durumları hakkında bilgi veriyor olacaktır.

Tüp bebek yöntemi ile embriyo transferi yapılmış olan kadın 12–14 gün sonunda bu kan testi ile hamileliğin olup olmadığını ve yolunda gidip gitmediğini öğrenebilecektir. Eğer yükselen bir değerlere rastlanılmış ve hamileliğin varlığı görülmüş ise kadın bir hafta sonrasında
ultrason için kliniklere çağrılacaktır. Burada hamileliği doğrulayıcı görüntüler elde edilmelidir. hamilelik kesesi ve kaç tane kese bulunduğu öğrenilebilir. Eğer çoğul olan bir hamilelik söz konusu ise yine ultrason yardımı ile öğrenilebilir. Ayrıca bakınız: Hamilelikte yapılan tahlil ve testler


Tüp bebek yönteminde kaç embriyo transfer edilmeli? Rahme kaç embriyo yerleştireceğine karar vermek;
Aile ile birlikte doktorun karar vereceği bir durumdur. Burada doktor embriyo yerleştirirken kaç tane olması gerektiğini, sebepleri ve sonuçlarına göre hastayı bilgilendiriyor olacaktır. Çünkü kriterler önemlidir. Çiftlerin yaşı, tedavi süreçleri ve beklentileri doğrultusunda karar verilecektir. 30 yaşını aşmamış kadınlarda embriyo transfer edilirken 1 ya da 2 embriyo transfer edilecektir. Ancak hasta 30 yaşının üzerinde ise; 2 ya da 3 embriyo transfer edilecektir. Çoğul hamilelik ihtimali ve detaylar üzerinde konuşulup hekim ile çiftlerin ortak karar veriyor olması önemlidir.


Tüp bebek tedavisinde en çok kaç embriyo yerleştirilebilir? Genellikle uzmanlar tüp bebek yöntemi ile embriyo transferinde bu sayının üçü geçmemesi gerektiği yönünde düşünceler sunmaktadır. Ancak dört tane embriyo transferi için de belirli sebepler olabilir; yinelenmiş ve başarısız sonuçlanmış ikiden fazla tüp bebek girişimi, hastanın yaşının kırkın üzerinde olması ve embriyoların kalitesi bu durumu değiştirebilmektedir. Hekim hastasına bu konularla ilgili detaylar vererek dört taneye kadar embriyo transfer etmek isteyebilecektir.


Fazla embriyo transferi ne gibi sonuçlar doğurur? Hastalar çoğul hamileliğe hazır değil ve karşı ise transferde embriyo sayısı önemlidir. Burada embriyo sayısı arttıkça çoğul hamilelik olma ihtimali artacaktır ve bu durumlar düşünülerek karar verilmelidir. Çoğul hamilelik yaşanırsa süreç nasıl devam eder? Tüp bebek tedavilerinde hastaların yaşı ve embriyo kaliteleri önemlidir. Ancak çoğul hamilelik düşünülmemesi durumunda embriyo sayısı tek ya da iki ile sınırlı kalmalıdır. Embriyo sayısının artması demek ikiz, üçüz ve çoğul hamileliklerin yaşanma ihtimalinin artması demektir. hamile kalamama ihtimalinin ağır bastığı ve embriyo sayısının fazla olduğu vakalarda çoğul hamilelik elde edilmiş ise; aileler bu konuya dâhil olup kendileri karar veriyor olacaktır. Çoğu aile ikiz hamileliklerin devamını isterken üçüz hamilelikte bir tanesinin sonlanmasını isteyebilir ya da üçüne de sahip olmak isteyebilir.


Tüp bebek’te embriyo zarının inceltilmesi; Yumurtanın dışını kaplayan zar ‘’zona pellucida’’ olarak adlandırılmaktadır. Zona pellucida’ nın olması gerekenden daha kalın olması ya da embriyoların bölünme oranının yavaşlaması gibi olumsuz durumlarda embriyo zarı asitle ya da mekanik yöntemler ile inceltilmektedir. Teknolojik gelişmelerin sağlamış olduğu bu olanaklar ile çocuk sahibi olamayan çiftler çocuk sahibi olmakta ve uygulanan tedavinin başarı şansı büyük oranda artmaktadır. Embriyo zarının inceltilmesinde amaç, embriyonun rahim içine daha iyi tutunmasını sağlamaktır. Embriyo zarının inceltilmesinde en çok tercih edilen yöntem lazer kullanılarak uygulanmaktadır.
Embriyonun çevresini saran zar normalde embriyoyu korumak için görevlidir. Bu koruyucu zarın belli bir safhaya geldiği zaman incelerek yırtılması gerekir. Bu sayede embriyo rahim içine yerleşebilmektedir. Fakat embriyoyu koruyan bu zar bazı vakalarda olması gereken daha kalın olur ve müdahale ile zarın inceltilerek yırtılması sağlanır. Yırtılması sağlanan zar rahim içine kolaylıkla yerleşebilir. Bu teknik ile embriyonun rahim içine yani endometriuma tutunma oranı yükseltilmektedir.


Embriyo zarının inceltilmesi hangi durumlarda yapılır?

Dış zarın olması gerekenden kalın olduğu durumlarda
Over rezervi bozuk olan hastalarda
Embriyoların yavaş bölünmesinde
Kadın hastanın 35 yaşından daha büyük olduğu durumlarda
Embriyo biyopsisi yapılması uygun görülen hastalarda
Daha evvel embriyonun rahim içine tutunmasında sorun yaşanan hastalarda
Tüp bebek ve CGH (Komparatif Genomik Hibridizasyon);
Komparatif genomik hibridizasyon ile tüp bebek tedavisinde anne adayından elde edilen yumurtada her hangi bir kromozom bozukluğunun olup olmadığı tespit edilerek sağlık yönünden iyi olan yumurtalar dondurulmaktadır. Dondurulan yumurtalar hamilelik arzu edildiği takdirde dondurulan sağlıklı yumurtalar çözülerek döllenme sağlanabiliyor. Bu yöntem ile hamilelik şansı artarken kusurlu vey
Tüp bebek tedavisinde kromozom yapısının önemi;
Sağlıklı bir hamilelik ve sağlıklı bir bebek için anne adayına transfer edilen embriyonun kromozom yapısının gayet sağlıklı olması gerekmektedir.
Kromozom yapısı sağlıklı olmayan embriyolarda genellikle vücut hamileliği gerçekleştiremez ya da hamilelik düşük ile sonlanmaktadır. Başarısızlıkla sonuçlanan tüp bebek tedavilerinde hamileliğin oluşmaması ya da oluşan hamileliğin tamamlanmadan sonlanması, doğal yollarla oluşan hamileliklerde görülen düşüklerde kesinlikle soruna neden olan faktör tespit edilmelidir. Bu problemlerde embriyolarda genetik her hangi bir sorunun olup olmadığı mutlaka detaylı bir şekilde incelenmelidir. hamileliklerin oluşmaması ya da oluşan hamilelikleri düşük ile sonlanmasında kromozom bozukluklar % 65 oranında etkili olmaktadır.
Tüp bebek tedavisinde HCG yöntemi kimlere uygulanır?
Komparatif genomik hibridizasyon yöntemi, 35 yaş üstü anne adaylarında, her hangi bir problem bulunmaksızın embriyo transferi gerçekleştirilmiş ancak 1’ den fazla başarısızlık ile sonuçlanmış tüp bebek tedavisi uygulanan adaylarda uygulanabilmektedir.
Anne adayının yaşı ne olursa olsun embriyo transferi yapılmış, ancak hiçbir neden tespit edilmemesine rağmen tedavi 2’ den fazla başarısızlık ile sonuçlanmışsa genetik tanı uygulanmaktadır. Daha evvel tüp bebek tedavisinde genetik tanı uygulanmış ve kromozom bozukluğu şüphesi tespit edilmişse ve en az bir tane sağlıklı embriyo seçilerek anne rahmine yerleştirilmesine rağmen olumlu sonuç alınamamış ise HCG yöntemi bu tür adaylarda uygun görülmektedir.


Tüp bebek tedavisinde preimplantasyon genetik tanı; Tüp bebek merkezlerinde hızla gelişen teknolojinin sağlamış olduğu imkânlar ile artık döllenme sonucu elde edilen embriyolar anne rahmine transfer edilmeden önce genetik-kalıtsal hastalıklar yönünden detaylı bir şekilde incelenmekte ve ayrıştırılabilmektedir. Uygulanan bu yöntem tıp dilinde preimplantasyon genetik tanı olarak adlandırılmaktadır. Uygulanan bu teknik ile genetik hastalıklı çocuk sahibi olma ihtimali olan adaylarda tüp bebek tedavisi uygulanıp sayıca fazla embriyo elde edilmesi ve oluşan embriyolar arasından sağlıklı olanları ayrılması gerçekleştirilmektedir. Laboratuar koşullarında oluşan embriyolardan 1 – 2 hücre numunesi alınarak genetik hastalık yönünden araştırılır ve genetik bir hastalık taşımayan embriyolar seçilir. Seçilen embriyolar kalite yönünden onaylandıktan sonra anne rahmine transfer edilir.


Preimplantasyon genetik tani hangi koşullarda uygulanmaktadır?
1) Aşağıda sıralanmış olan hastalıkları anne ya da baba taşıyor ise;
• Kan uyuşmazlığı
• Akdeniz anemisi (talasemi), orak hücreli anemi
• Alport hastalığı
• Hemofili A ve B
• Hunthington hastalığı
• X’ e bağlı hidrosefalus
• Myotonik distrofi
• Fanconi anemisi
• Farajil X sendromu
• A1 antitripsin eksikliği
2) Cinsiyet tayini için:
Embriyolarda gerçekleştirilen cinsiyet tayini yalnızca tıbbi gerekçeler var ise yapılmaktadır. X kromozomu ile alakalı geçiş gösteren hastalıklar söz konusu ise hastalığı engellemek için preimplantasyon genetik tanı ile cinsiyet tayini yapılabilmektedir. Bazı geçişli hastalıklar cinsiyete bağlı olarak gerçekleşebilmektedir. Cinsiyet tayininin başka bir nedenle uygulanması ülkemizde yasaklanmıştır.
3) Tüp bebek tedavisinin başarısını artırmak için:
İlk başlarda preimplantasyon genetik tanı yöntemi yalnızca kalıtsal hastalığı olan kişilerde embriyoların transfer aşamasından evvel hastalığın tespitinde kullanılan bir yöntemdi. Ancak günümüzde neredeyse bütün tüp bebek tedavisi uygulanan çiftlerde başarı oranını arttırmak için kullanılan bir uygulama haline gelmiştir.
Tüp bebek denemeleri başarısızlık ile sonuçlanan çiftlerde, erkeğe bağlı gelişen ciddi sperm bozukluklarında, sürekli tekrarlayan düşüklerde ve ileri yaş anne adaylarında genetik tanı uygulaması ile daha yüksek başarılar elde edilmektedir. Preimplantasyon Genetik tanı yöntemi ile kaliteli embriyoların anne rahmine yerleştirilmesi hamilelik oranlarını büyük ölçüde artmasını sağlamaktadır.
4) Sürekli tekrarlayan düşüklerde:
Tüp bebek tedavilerinde hamilelikler nedeni bilinmeyen bir şekilde sonlanıyorsa preimplantasyon genetik tanı uygulaması ile çiftlerin sağlıklı bir şekilde hamile kalmaları ve hamileliğin canlı doğum ile sonlanması sağlanabilmektedir. Tekrarlayan düşük sorunu olan çiftlerde oldukça fazla embriyo oluşturarak preimplantasyon genetik tanı yöntemi ile içlerinden en kalitelilerini ayırarak anne adayına transfer edilmesi ile daha başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.
Preimplantasyon genetik tanı yönteminde yanılma payı var mıdır?
Preimplantasyon genetik tanı yönteminde olumsuz sonuç alınması yöntemi uygulayan tedavi merkezinin laboratuar donanımına, deneyimine ve doktorun tecrübesine bağlı olarak değişim gösterebilmektedir. Normal şartlarda % 96 oranında güvenilir bir uygulama olarak kabul edilmektedir.

İlgili Yazı  Tüp bebekte hamilelik belirtileri

Tüp bebek ile hamilelikte dış gebelik riski Tüp bebek tedavisinde embriyo transfer aşamasından yaklaşık olarak 2 hafta sonra kanda hamilelik testi yapılarak hamileliğin oluşup oluşmadığı kontrol edilir. Kanda hamilelik testi yapıldığı dönemde ultrason muayenesi ile hamilelik henüz tespit edilemez. Bu durum gayet normal bir durumdur. Çünkü hamileliğin henüz çok erken olduğu bir dönemdir. Ultrason muayenesi hamilelik testi yapıldıktan yaklaşık olarak 15 gün sonra ultrason muayenesi yapılmalıdır. Hamilelik testinden 15 gün kadar sonra yapılan ultrason muayenesinin amacı hamilelik kesesinin takibi ve oluşabilecek dış gebelik riskini erken dönemde fark etmektir. Ultrason muayenesi sonucu dış gebelik riski tespit edilmiş ise hastaya gerekli tedaviler yapılarak müdahale edilir. Dış gebelik olasılığında en dikkat çeken belirti kasık ağrılarının oluşmasıdır. Fakat tüp bebek tedavisinde oluşan dış gebelikler henüz belirti vermeden tespit edilir ve kontrol altına alınır. AYrıca bakınız: Tüp bebek tedavisinde dış gebelik riski


Tüp bebek tedavisinde dış gebelik ihtimali ne kadardır? Genelde yaşadığımız toplumda dış gebelik ihtimali % 1 – 2 oranındadır. Ancak tüp bebek tedavisinde dış gebelik ihtimali biraz daha yüksek oranlardadır. Tüp bebek tedavisi ile sağlanan hamileliklerde % 2 oranında dış gebelik riski mevcuttur.


Tüp bebek tedavisinden sonar oluşabilecek dış gebelik nasıl tedavi edilir? Bazı anne adaylarında takip etmek yeterli olur. Bazı vakalarda dış gebelik kendiliğinden ortadan kaybolabilir. Bazı vakalarda ise cerrahi işlem veya ilaç tedavisine ihtiyaç duyulmaktadır. Dış gebelik sebebi ile uygulanan cerrahi işlemler genellikle laporoskopi tekniği ile yapılmaktadır. Normal yollarla gelişen ve tüp bebek tedavisi nedeni ile gelişen dış gebelik birbirinden farklı değildir.


Tüp bebek tedavisi sonucu diş gebelik geçirenlere tekrar tedavi yapilabilir mi? Anne adayı 2 – 3 ay dinlendikten sonra tekrar tüp bebek tedavisine başlanabilir. Dış gebelik nedeni ile geçirilen operasyonun tüp bebek tedavisine engel olma gibi bir ihtimali yoktur. Operasyon sonrası tüplerin çıkarılması yeni bir tüp bebek tedavisi için engel teşkil etmez ve hamilelik şansında düşüş yaşanmaz. Tüp bebek tedavisinde anne adayının yumurtalık kanallarının alınması tüp bebek tedavilerinin başarısını etkilemez.
Hangi hasta gruplarinda tüp bebek tedavisi ile diş gebelik riski daha yüksektir?
– Daha evvel dış gebelik geçirmiş kişilerde
– Daha evvel pelvik enfeksiyon geçiren anne adaylarında
– Tüpleri tıkalı olan anne adaylarında
Ayni zamanda normal hamilelik ve diş gebeliğin gelişmesi (Heterotopik hamilelik)
Heterotopik aynı zamanda rahimde normal hamileliğin varlığı ve rahim haricinde de dış gebelik gelişmesi durumudur. Ancak bu durum ile çok nadir karşı karşıya kalınır. Tüp bebek tedavilerinde heterotopik gelişme olasılığı normal hamileliklere oranla daha yüksektir. Embriyo transferinin çok sayıda yapılması heterotopik riskini artırmaktadır.


Tüp bebek tedavisine ne kadar ara vermek gerekir? Başarısız tüp bebek tedavilerinde yeni bir tedavi için ne kadar beklenmelidir? Tüp bebek tedavisi denenmiş fakat hamilelik elde edilememiş ise yaklaşık olarak 2 aylık bir süre geçtikten sonra yeni bir tedaviye başlamak için hiçbir engel yoktur. Ancak anne adayının bu bekleme süresinde en az bir defa adet görmesi gerekmektedir. Şayet tüp bebek tedavisi sürecinde hastada kist ya da OHSS sendromu gelişmiş ise ilk olarak bu problemler giderilmelidir. Tüp bebek işleminde anne adayına uygulanan ilaçlar nedeni ile yumurtalıklarda basit kistler gelişebilir. Oluşabilecek bu basit kistler müdahale etmeden birkaç ay içinde kendiliğinden ortadan kaybolabilir. Tedaviye başlamadan önce oluşmuş kist varlığı söz konusu ise tedaviye başlanmamalıdır. Çünkü tedavide uygulanan hormon içerikli ilaçlar kistleri daha çok büyümesine yol açabilir.
Uzun süre tedaviye ara vermek isteyen çiftler Yaşı henüz 20 – 30 arasında olan çiftler bazı nedenlerden dolayı tedaviye 1 – 2 aydan daha fazla ara vermek isteyebilir. Bu hasta gruplarının yumurtalık kapasitelerinde herhangi bir sorun yok ise yeni bir tedavi için biraz daha bekleyebilir. Anne adayının yaşı henüz genç ise ve yumurtalık kapasitesi sağlıklı ise beklenen süre tedavi için negatif sonuçlara yol açmaz. Yaş ilerledikçe yumurtalık rezervinde oldukça azalma görülür. Yeni bir tedaviye başlamak için biraz ara vermek isteyen çiftlerin ilk olarak doktorları ile görüşmeleri ve verilecek araya birlikte karar vermelerinde yarar vardır.


Yaşı ilerlemiş hastalarda tüp bebek tedavisi; Yaşı ilerlemiş anne adaylarında başarısız olan tüp bebek denemesi sonrasında fazla yeni bir tedavi için fazla ara verilmemesi gerekir. Çünkü 35 yaşından sonra tüp bebek başarılarında oldukça düşüş yaşanmaktadır. Bu nedenle tedavi aralığı çok uzun tutulmamalıdır. Bu grup hastalar için her günün önemi büyüktür. Gün geçtikte yumurtalık rezervinde düşüş oluşur. İleri yaş hasta gruplarında üreme organları ile alakalı herhangi bir sorun yoksa başarısızlık ile sonuçlanan tüp bebek tedavisinden sonra 1 ay beklenmesi ve yeni bir tedaviye başlanmasında yarar vardır.


Tüp bebek ile ilgili merak edilenler; Kısırlık sebebiyle kurumlara başvuran çiftlerde ilk etapta sorunun kaynağına yönelik tetkikler yapılmaktadır. Kadının yumurtlaması, rahim geçirgenliğine bakmak için rahim içi filmler, çeşitli hormon testleri, erkeklerde ise; sperm analizleri yapılmaktadır. Bir yıl geçmesine karşın düzenli olarak cinsel ilişki yaşanmasına rağmen hamile kalamayan çiftler bu araştırmaların sonunda uygun tedaviye yönelik işlemlere tabii tutulurlar. Tüp bebek tedavisinde kısırlık tedavisi için son yıllarda oldukça başvurulan bir yöntemdir.
Tüp bebek tedavisi için bireylerin nikâhının olması şartı aranmaktadır. İslam dini açısından da sakıncalı bulunmamaktadır. Bu işlem için anne rahmi, yumurtası ve baba spermi gerekmektedir.
Tüp bebek merkezlerinde çeşitli yöntemler uygulanmaktadır: Mıknatıs yöntemi; bu yöntemle sağlıklı olan spermler seçilmekte ve çok yaygın olmadığı için bu konu üzerine detaylı araştırma bulunmamaktadır.
Lazer destekli yuvalama; embriyonun dış kabuğundan bir kısım kesilerek daha kolay kabuğundan çıkarılması işlemidir.
Yapay rahim yöntemi; rahim zarından alınan hücrelerin embriyonun tutunması ve aynı zamanda gelişimini sağlayabilmesi için özel olan bazı maddelerin salgılandığı iddia edilir.
İlaçsız tüp bebek; yumurtası az olan kadınlarda, yumurtaların toplanıp dış ortamda (laboratuarda) uygun koşullarda geliştirilmesi esasına dayanır. Yumurtası yeterli olmayan kadınlar için en uygun ve mucize bir yöntemdir.
Embriyoglu; bu madde ile embriyonun rahme kolay tutunduğu iddia edilmektedir. HLA-G Yöntemi; bulundukları ortamlara embriyolar HLG-A proteini salgılamaktadırlar. Salgılanan bu proteinin oranı yüksek ise embriyonun anne rahmine tutunma oranı da yüksek olur.


Tüp bebek ile ilgili detaylar: Tüp bebek 45 yaşına kadar yapılabilmektedir. Fakat 38 yaşından sonraki hastalarda embriyoların kromozomlar açısından normal mi değil mi araştırılması gerekmektedir. Kadın yaşı tüp bebek başarısını etkilemektedir. Erkek bireyler için kısırlık tedavisi geniş yelpaze göstermekteyken kadının yaşı kısırlık tedavisinde oldukça önemlidir. Çünkü ilerleyen yaşla beraber kadın yumurtlamasında düşüş görülmektedir.
Tüp bebek tedavisi yıllardır yapılmakta ve mevsimsel bir değişiklik olmadığı gözlenmektedir. Yılın her hangi bir ayı tercih edilebilinir.
Hep tüp bebek yöntemlerinde düşük riskinin yüksek olduğu sanılır fakat bu yanlış bir düşüncedir. Tüp bebek ile hamile kalma yönteminde düşük riski yüksek değildir. Tahmini olarak % 15 gibi bir oranla düşük gözlenmektedir.
Tüp bebek tedavisine başlanılmadan önce hastanın anemnezi dinlenilmeli ve mevcut olan üremeyi etkileyecek rahatsızlığı ve kullandığı ilaç varsa ona göre tedbirler alınmalıdır. Mevcut sorun giderilmeli hamile iken kullanılacak ilaçların cenini etkilemesinden dolayı çeşitli önlemler alınmalıdır.
Rahim içi doku kültürü, son zamanlarda tüp bebek denenmesine rağmen başarı elde edilemeyen embriyoları beklenen düzeyde gelişmeyen anne adaylarına umut olmuştur. Reglinin 21. gününde annenin rahminden alınan doku kesiti ile laboratuar ortamında doğal olmayan bir rahim içi dokusu elde edilir, embriyo doğal olmayan bu rahim içi dokusunda gözlemlenerek büyütülür. Embriyonun iyi bir şekilde gelişmesi için gerekli olan protein yönünden zengin olan co-culture sıvıları yeni umut kaynağıdır.


Tüp Bebek tedavisinin yan etkileri nelerdir?
Tüp bebek tedavisinde oluşabilecek komplikasyonlar:
Tıp dünyasında uygulan bütün tedavi çeşitlerinde olduğu gibi tüp bebek tedavisinin de bir takım komplikasyonları vardır. Ancak her tedavi fayda sağlamak için uygulanmaktadır ve bazı riskleri göze almak gerekir. Yan etki göstermeyen neredeyse hiçbir ilaç tedavisi mevcut değildir. Tüp bebek uygulamaları günümüzde çocuğu olmayan çiftlere uygulanan ve yüksek başarı sağlayan bir tedavi şeklidir ve gerçekten denemeye değer bir tedavidir. Diğer tedavilerde olduğu gibi tüp bebek tedavisinde de bazı riskleri vardır. Bu riskleri sıralamak gerekir ise;
Ovar yon Hiperstimulasyon sendromu (OHSS):
Anne adayında yumurta gelişimini sağlamak ve yumurtaların sayısını artırmak amacı ile bazı hormon al ilaçlar kullanılmaktadır. Bazı anne adaylarında kullanılan hormon içerikli ilaçlar yumurtaların aşırı uyarılmasına neden olur ve OHSS gelişir. Çok ciddi oranlarda gelişen bu sendrom tüp bebek tedavilerinde % 5 civarında gelişebilmektedir. Hafif seyreden OHSS’ ye daha çok rastlanılmaktadır. Ayrıca OHSS sadece tüp bebek tedavilerinde oluşum göstermez. Diğer üreme tedavilerinde de oluşma ihtimali vardır.


Tüp bebek tedavisinde başarısızlık; Tüp bebek tedavisi her zaman yolunda gitmeyebilir. Tedavide en çok karşılaşılan da tedavinin başarısız olmasıdır.
Yumurtalıkların dönerek burkulması (over torsiyonu):
Tüp bebek tedavisinde nadir de olsa görülme olasılığı vardır. Ancak daha çok OHSS gelişen hastalarda görülür.
Tüp bebek tedavisinde çoğul hamilelik riski:
Çoğul hamilelik tüp bebek tedavisinde oluşabilecek en önemli risklerden biridir. Çünkü çoğul hamilelik ile hem anne adayı hem de anne karnında bulunan bebekler ciddi sağlık problemleri yaşayabilir. Çoğul hamilelikler embriyo transferi ile alakalıdır. Embriyo transferinin sayısı fazla olursa çoğul hamilelik riski de artar. Bu nedenle Türkiye de çoğul hamilelik riskini en aza indirmek amacı ile embriyo transfer sayısında kısıtlama yapılmıştır. Hastanın durumuna göre embriyo transferi yapılmakta ve en fazla 3 embriyo transferine izin verilmektedir.
Tüp bebek tedavisinde dış gebelik:
Tüp bebek tedavisi ile dış gebelik olasılığı normal hamileliklere oranla daha fazladır.
Kanama: Daha çok yumurta toplama aşamasında oluşabilecek bir risktir. Ancak müdahale ile çözümlenebilen bir sorundur.


Tüp bebek tedavisinde enfeksiyon riski: Rahim ve yumurtalık kanallarında iltihap riski ile karşı karşıya kalınabilir. Çok düşük ihtimalle yumurta toplama aşamasında da iltihap riski oluşabilir.


Tüp bebek tedavisinde karın içinde yaralanma: Tedavinin aşamalarında hastaya uygulanan işlemlerden dolayı idrar torbası ve rahim damarlarında zedelenme oluşabilir. Çok nadir görülebilecek bir risktir.


Tüp bebek tedavisinde hastaya uygulanan ilaçların her hangi bir zararı var mıdır? Tüp bebek tedavisinde hastaya uygulanan ilaçların herhangi bir yan etkisi bugüne kadar ispatlanmamıştır. Kullanılan ilaçlardan dolayı tek gelişebilecek istenmeyen durum OHSS sendromudur. Yalnızca ilaçların enjekte edildiği alanlarda şişlik, kızartı ve kaşıntı gibi reaksiyonlar gelişebilir. Bu durumda tedavi gerektirmeyen ve kendiliğinde geçen geçici bir durumdur.


Tüp bebek tedavisi ile yumurtalık kapasitesinde azalma olur mu? Tüp bebek uygulamaları ile yumurtalık kapasitesine herhangi bir zarar verilmez. Yumurtalık kapasitesi yaşa bağlı olarak zamanla kendiliğinde azalmaktadır.


Tüp bebek erken menopoza girmeye yol açar mı? Tüp bebek tedavisinde anne adayının maruz kaldığı ilaçlar ve uygulanan işlemler erken menopoza yol açmaz. Menopoz yaşın ilerlemesi oluşan doğal bir dönemdir ve yumurtalık kapasitesinin azalması ile alakalı bir durumdur.
Tüp bebek tedavisinde karşilaşilan diğer sorunlar
Yumurtaların gelişmemesi: Hastaya uygulanan ilaçlar ile yumurtaların gelişmesi sağlanamayabilir.
Yeterince yumurta elde edilememesi: Ultrason yardımı ile yeterli sayıda yumurta toplanmayabilir.
Döllenmenin sağlanamaması: Anne adayından elde edilen yumurtalar ve baba adayından elde edilen spermlerin birleştirilmesi sonucu döllenme oluşmayabilir.

İlgili Yazı  Tüp bebekte başarı oranları ve başarısızlığın sebepleri

Embriyonun rahme tutunamaması: Bu gibi sorunla karşılaşıldığında tedavi sonlandırılabilir. Tedavi yöntemi tekrar gözden geçirildikten sonra hastaya uygun bir tedavi planı ile yeniden tüp bebek denenebilir.
Tüp bebek tedavisinde dikkat edilmesi gereken unsurlar;
Tüp bebek uygulamaları yaklaşık olarak 1 ay kadar süren ve tedaviyi üstlenen doktor ve hastanın çok dikkat etmesi gereken bir süre zarfıdır. Tüp bebek tedavisi gören çiftlerin tedavi boyunca doktorun vermiş olduğu talimatlara harfiyen uyması gerekir.


Tüp bebek tedavisi süresince dikkat edilmesi gereken unsurlar; Tedavi devam ettiği sürece ağır aktivitelerden kaçınılmalıdır.

Tedaviden en az 2 ay önce alkol ve sigara tüketimi bırakılmalı ve tedavi boyunca kullanılmamalıdır.
Başka hastalıklardan dolayı ilaç kullanılıyor ise mutlaka doktora danışılmalıdır.
Tedavi devam ettiği sürece cinsel birliktelikten kaçınılmalıdır.
Çiftlerin tedavi için bir diyet uygulamasına gerek yoktur. Tüp bebek tedavisinde başarı şansını yüksek tutmak için tüketilen ekstra yiyecekler hiçbir fayda sağlamaz. Yapılması gereken tek şey sağlıklı beslenmektir.
Anne adayının moralini yüksek tutması ve stresten kaçınması gerekir. Tedavi süresince umutsuzluğa kapılmamalıdır.
Baba adayından sperm alınacağı günden 3 gün önce cinsel birlikteliğe ara verilmelidir.
Doktorun reçete ile vermiş olduğu ve evde kullanılması gereken ilaçlar titizlikle doktorun tavsiye ettiği şekilde kullanılmalıdır. Doz oranı doktorun önerdiği dozun üzerine çıkmamalıdır.
Tedavi devam ettiği sürece sauna gibi sıcak ortamlardan uzak durulması gerekir.
Anne adayına embriyo transfer edildikten sonra birkaç gün uzun yoldan kaçınılmalıdır.
Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen ve dikkat edilmesi gereken bir diğer konuda merkez seçimidir. Merkez seçimi tüp bebek başarısı ile orantılı bir faktördür.


İlaçsız tüp bebek tedavisi; İlaçsız tüp bebek tedavisinin uygulanmasının en önemli sebebi; bebek sahibi olmak isteyen anne adayının tüp bebek tedavisi sırasında kullanılan ilaçlara karşı hassas olan hastalarda ilaçların kullanılması sonucu oluşabilecek zararların önüne geçebilmek için tedavi sırasında ilaç kullanılmaz.
Tüp bebek uygulamalarında yumurtalarda gelişim sağlamak amacı ile anne olmak isteyen hastaya hormon ilaçları uygukanır. Kullanılan bu hormon içerikli ilaçların uygulanması hastadan hastaya farklılık göstermektedir. İlaçların fazla dozlarda kullanımı ile yumurta sayısı artırılmaktadır. Bu yöntem ile çoğul hamilelik riskinde de artış olmakta ancak hamilelik şansıda artmaktadır. Hamilelik şansı oldukça arttığı için dünya genelinde tüp bebek uygulamalarında yüksek dozajlarda hormon içerikli ilaçlar kullanılmaktadır.
İlaçlar bazen ne kadar yüksek dozajda verilirse verilsin tüp bebek tedavisine cevap vermeyen hasta grupları da vardır. Adet düzeni normal seyreden her kadında ayda yalnız bir tek yumurta gelişirken tedavide hastaya uygulanan ilaçlar ile ayda gelişen yumurta sayısı artırılmaktadır. Fakat bazı hastalarda ilaç kullanılmasına rağmen yumurta gelişimi sağlanamamaktadır ya da yumurta kalitesi yeterince sağlıklı olmamaktadır. Bu hastalarda döllenme ve hamilelik şansıda oldukça düşük olmaktadır. Yumurta gelişimi sağlanamayan hasta grupları ya ileri yaş hastalar ya da yumurtalık kapasitesi azalmış olan hastalardır.
Bu nedenle bu grup hastalarda klasik tüp bebek tedavisini uygulamak genelde faydasız olur. Hastaya
herhangi bir ilaç uygulamadan kendi kendine gelişen yumurtayı olgunlaşma aşamasında almak ve mikroenjeksiyon tekniğini kullanarak döllenmenin oluşmasını sağlamak tüp bebek tedavisi olarak tanımlanır. Bu grup hastalar ilaç masrafına maruz kalmaz ya da çok az ilaç kullanıldığı için hastalar bu tedavi metoduna yönelmektedir.
Her adet döngüsünde vücudun kendiliğinden yumurta çatlatma mekanizması çalışır. Bu nedenle yumurtanın ne zaman döllenmeye hazır olduğunu tespit etmek oldukça güçtür. Bazen yumurta toplama aşamasında yumurtanın daha evvel çatladığı anlaşılır. Bu hasta gruplarında mikroenjeksiyon tekniği kullanılarak yumurta toplama işlemi gerçekleştirilemez.
Yumurta toplama işlemine başlamak için yeterince olgunluğa ulaşmış yumurta elde edebilmek için yumurtanın daha önceden çatlamaması gerekir.
Tedavinin amacı ise yumurta istenilen olgunluğa ulaştığında yumurtlamaya yol açan LH hormonunun düzeyi artarak yumurtanın tam anlamı ile olgunlaşması ve çatlamasını sağlamaktır. Fakat burada önemli olan LH hormon seviyesinin ne zaman yükseleceğini tespit etmek önemlidir.
Yumurta toplama işlemi yapılması gereken zamandan önce yapılır ise yumurtalar henüz olgunlaşmayacağı için tedavinin başarı oranı düşük olacaktır. Zamanından sonra toplanan yumurtalarda da yumurta çatlama işlemi gerçekleşeceğinden dolayı yine tedavi olumsuz sonlanacaktır.


İlaçsız tüp bebek tedavisinde başarı oranı; Natürel adet döngüsünde ICSI tekniği ile hamilelik başarısı belli bir oranda sınırlı kalmaktadır. Natürel adet döngüsünde ICSI tekniği ile yaklaşık olarak % 15 – 20 hamilelik şansı vardır.
Tüp bebek tedavisine alınan çiftlerin % 65 – 70’ inde yumurta toplama işlemi başarılı olmaktadır. Fakat toplanan her yumurta sağlıklı olmadığı için her zaman döllenme gerçekleşmez. Tedavi edilen hastaların sadece yaklaşık olarak % 50’ sinde embriyo transferi yapılabilmektedir.


Tüp bebekte hamilelik belirtileri nelerdir; Anne baba olmak isteyen çiftlerin her ikisine bağlı olarak gelişen problemlerden dolayı tüp bebek tedavisi uygulanmakta ve çiftleri yüzünü güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Fakat son aşama olan embriyo transferinden sonra çocuk sahibi olmak isteyen adayların sabırlı olması ve karamsarlığa düşmemesi gerekir.
Anne adayına embriyo transfer edildikten sonra hamilelik belirtileri tedaviyi üstlenen doktor tarafından yapılan incelemeler sonucu ortaya çıkmaktadır. Tüp bebek tedavisi boyunca doktor kontrolü altında olmak gerekir. Tüp bebek tedavisinde düşük riski normal yollarla oluşan hamileliğe oranla daha yüksektir.
Tüp bebek tedavisinde hamilelik belirtileri embriyo transferinden yaklaşık 2 hafta sonra ortaya çıkmaktadır. Hamilelik belirtileri anne adayında kanama gibi sorunlardan olumsuz etkilenmemesi için anne adayının embriyo transferinden sonra sağlığına daha dikkat etmeli ve ağır aktivitelerden kaçınmalıdır. Tüp bebek tedavisinde hamilelik belirtileri embriyo transferinden sonra uygulanan kan testi ile kendini göstermektedir. Transferden sonra kasık ağrısı gibi birtakım ağrılara maruz kalan anne adaylarının doktorları ile irtibata geçmesi ve doktor kontrolüne girmesi önemli bir faktördür.

Hamilelik ile ilgili belirtiler çoğu zaman kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Her anne adayı her zaman aynı hamilelik belirtilerini yaşamaz. Bu sebeple anne adayının tüp bebek tedavisi devem ettiği sürece çok dikkatli olması gerekir. Tüp bebek tedavisinden sonra hamilelik belirtilerini fark etmek için ilk olarak embriyo transferinden sonra yapılan kanda hamilelik testinin pozitif olarak sonuçlanması gerekir. Tüp bebek tedavisinde embriyo transferinden sonraki hamilelik testinden sonra tedaviyi üstlenen doktor belirtileri kesinleştirmek için bebeğin kalp atışlarının olup olmadığını kontrol eder. Hamilelik belirtileri için yapılan incelemeler yaklaşık olarak 2 hafta kadar devem eder. Bu 2 haftalık süreçte sağlıklı bir hamilelik geçip geçmeyeceğini tespit eden incelemeler yapılır.
Tüp bebek tedavisinden sonra oluşan hamilelik belirtileri ağrı ve kanama şeklinde kendini belli etmiş ise incelemeleri yapan doktor anne adayına istirahat etmesi yönünde talimat verebilir. Transferden sonra oluşan hamilelik belirtileri kadın hastanın yumurta rezervine bağlı olarak gelişir. Bu nedenle transfer sonrasını takip eden süre içinde anne adayının düzenli beslenmesi ve yediğine içtiğinedikkat etmesi gerekir.
Bunun yanı sıra tüp bebek ileoluşan hamileliklerde ortaya çıkan belirtiler normal yolla oluşan hamilelik belirtileri ile aynıdır. Tüp bebek yöntemiyle hamile kadınlarda da bulantı, kusma, göğüslerde hassasiyet ve dolgunluk görülür.


Tüp bebek başarı oranını etkileyen etmenler; Tüp bebek tedavisinde hamilelik oranı ve canlı doğum oranı aynı olarak değerlendirilmez. Tüp bebek tedavisinde hamile kalma şansı sağlıklı doğumlara oranla daha yüksektir. Tüp bebek tedavisinde biyokimyasal hamilelik oluşma ihtimali oldukça yüksektir. Biyokimyasal hamilelik, kan testi ile tespit edilen ancak ultrason muayenesinde hamileliğin tespit edilemediği bir durumdur. Çiftler için başarı hamileliğin sağlanması değil hamileliğin sağlıklı bir şekilde sonlanmasıdır. Günümüzde gelişen teknolojinin sağlamış olduğu imkânlar ile geliştirilmiş olan yöntemler sayesinde çocuk sahibi olamayan birçok çift hayallerine kavuşabilmektedir.
Tüp bebek uygulamaları birçok nedene bağlı olarak uygulandığından dolayı başarı oranını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Başarıyı etkileyen faktörleri saymak gerekirse;
– Anne adayının yaşı
– Çiftlerin evlilik süresi
– Baba adayının spermi ile alakalı bir takım sorunlar
– Hormonal etkenler
– Daha evvel geçirilmiş hastalıklar
– Daha evvel hamileliğin gelişip gelişmediği
– Daha evvel düşük ya da canlı doğum yapılıp yapılmadığı
– Anne adayının yumurtalık kapasitesi
– Üreme organları haricinde gelişen hastalıklar
Bu gibi faktörler tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz etkilemektedir.
Tüp bebek tedavilerinde başarı oranını ölçmek için ilk olarak çiftlerin yapısal özellikleri değerlendirilmelidir. Bu şekilde değerlendirilen hasta gruplarının bir kısmında hamilelik şansı % 10 olurken bir kısmında % 40’ lara kadar çıkabilir. Bazı hasta gruplarında ise hamilelik şansı % 70 oranlarına kadar yükselmekte bazılarında ise hiç hamilelik elde edilememektedir.
Tüp bebek tedavisinde seçilen merkezin de hamilelik oranlarına katkısı büyüktür. Bu sebeple tedaviye başlamadan önce yapılması gereken en önemli ayrıntılardan biri de merkez seçimine dikkat etmektir.
Tüp bebek tedavilerinde her zaman için hamilelik için bir umut vardır. Bu nedenle ilk deneme ne kadar başarısız olursa olsun umutsuzluğa düşmeden yeni bir tedaviye başlamak yararlı olur. Adayların yapısal özelliğine göre uygulanan tedavi protokolü ile 2 – 3 denemede üst üste hamilelik sağlanamamış ise çiftler tekrar detaylı bir şekilde incelenmeli ve yeni bir protokol ile tedaviye başlanmalıdır.
Tüp bebek uygulamalarında açığa çıkan faktörlerin yanı sıra açığa çıkmamış birçok faktörden dolayı da başarı sağlanamayabilir. Tüp bebek tedavisinde hamilelik şansı bakımından bazı örnekler vermek gerekirse;
Daha evvel 1 – 2 defa düşük yaşanmış ise hamilelik şansı azalabilir.
Anne adayının yaşı 37 yaşın üstünde ise hamilelik şansı en fazla % 20’ dir.
Araştırmalar boyunca hiçbir sorun bulunamayan çiftlerde sürekli denenmesine rağmen tüp bebek başarılı olmayabilir.
Bazı hasta gruplarında tüp bebek tedavisi ile hamilelik sağlanamazken tedaviye ara verildiği zaman kendiliğinden hamilelik oluşabilir.
Bazı hasta gruplarında incelemeler sonucu hamilelik ihtimalinin çok düşük olduğu varsayılırken ilk denemede hamilelik oluşabilir. Erkek hastada azospermi varlığında cerrahi işlemler sonucunda hamilelik şansı % 10 – 40 arasında değişmektedir.
Tüp bebekte hamilelik haftası nasıl hesaplanır
Tüp bebek tedavisi ister klasik yöntemler ile uygulansın ister mikroenjeksiyon tekniği ile uygulansın hamilelik hesaplama şekli aynıdır. Her iki yöntemde de hamilelik hesabı embriyo transfer tarihine dayanır.
Embriyonun transfer edilmiş olduğu gün hamilelik 15 günlük olarak varsayılır. Ancak normal yollar ile hamile kalan kadınlarda hamilelik hesabı son adet tarihine göre yapılır. Tüp bebek tedavisinde ise son adet tarihi kullanılan bazı ilaçların etkisi ile tam olarak hesaplanamaz. Yanılmalar olabilir. Bu sebepten ötürü embriyo transfer tarihi esas alınır.
Blastokist transferinde de transfer tarihi itibari ile hamilelik hesaplanmaktadır. Blastokist transferde transfer 5 ya da 6. Gün yapıldığından dolayı hamilelik 3 – 4 gün daha ilerde olacaktır.


Embriyo transferine göre hamilelik nasıl hesaplanır? Çoğu hasta transfer yapıldığı günü hesap ederek hamileliğin neden 2 haftalık olduğunu merak eder. Bu durumun açıklaması şu şekilde yapılabilir;
Genelde tüm hamileliklerde hesaplama son görülen adet günü temel alınarak hesaplanır. Embriyo transferinden sonrada aynı 2 hafta önce adet başlangıcı olmuş gibi hesaplanarak hamilelik hesabı yapılır. Ancak embriyo transferi ile hamilelik tarihi transfer gününden itibaren hesaplanır ise daha doğru sonuçlar elde edilir.
Ultrason ile hamilelik haftasında neden farklılık olmaktadır?
Çoğunlukla hamileliğin ilk başlarında embriyo transfer tarihi temel alınarak hesaplanan hamilelikler ile ultrason muayenesi sonucu hesaplanan hamilelik tarihi birbiri ile eş olmayabilir. İkisi arasında birkaç gün farklılık görülebilir. Ancak bu durum bir sorun teşkiletmez.

Bir önceki yazımız olan Tüp bebek tedavisinde en çok sorulan sorular başlıklı makalemizde baba adayı kısırlık testleri, serviks ve tüp bebek nedir hakkında bilgiler verilmektedir.